Miyomlar Kısırlık Riskini Artırır mı?

Miyomlar, rahim kas dokusunda (miyometriyum) gelişen iyi huylu (benign) tümörlerdir ve kadınlar arasında oldukça yaygın görülür. Doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık dörtte birinde miyom tespit edilirken, 40 yaş üzerindeki kadınlarda bu oran yüzde 50’ye kadar çıkabilir. Genellikle kansere dönüşmeyen miyomlar, çoğu zaman belirti vermeden seyreder. Ancak bazı durumlarda büyüklükleri ve yerleşim yerlerine bağlı olarak çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle adet düzensizlikleri, kasık ağrısı ve baskı hissi gibi şikâyetlerle kendini gösterebilir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Gülşah Dalgacı, miyomların oluşum nedenlerini, doğurganlık üzerindeki etkilerini ve tedavi seçeneklerini anlattı.

Miyomlar Neden Oluşur?

Miyomların gelişiminde hormonlar, genetik ve yaşam tarzı faktörleri ve yaş gibi birden fazla faktör rol oynar. Bu kapsamda östrojen ve progesteron seviyeleri, miyom büyümesini tetikleyebilir. Ergenlik öncesinde miyom görülmemesi ve menopoz döneminde küçülme eğilimi göstermeleri, hormonal etkinin önemini ortaya koymaktadır. Aile geçmişi, obezite ve aşırı kırmızı et tüketimi miyom riskini artırabilir. Özellikle 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kadınlarda daha sık görülebilir.

 Miyomlar Belirti Vermeden İlerleyebilir mi?

Miyomlar çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve rutin jinekolojik muayeneler sırasında tesadüfen saptanır. Ancak bazı durumlarda; uzun süren ve yoğun adet kanamaları, ara kanamalar, pelvik ağrı ve basınç hissi, sık idrara çıkma, cinsel ilişki sırasında ağrı, kabızlık ve mesane problemleri gibi şikâyetlere yol açabilir. Tanı genellikle ultrasonografi (USG) ile konur; gerekli durumlarda manyetik rezonans (MR) görüntüleme veya histeroskopi gibi ileri yöntemlere başvurulabilir.

Miyomların Doğurganlık Üzerindeki Etkisi Nedir?

Miyomlar çoğunlukla iyi huylu oluşumlardır ve her zaman kısırlığa yol açmaz. Ancak bazı durumlarda, özellikle büyüklükleri ve yerleşim yerlerine bağlı olarak gebelik oluşumunu zorlaştırabilir. Rahim iç boşluğuna doğru büyüyen (submukozal) miyomlar, embriyonun rahme tutunmasını engelleyebilir veya rahim iç tabakasının yapısını bozarak kısırlığa ya da tekrarlayan düşük riskine neden olabilir. Rahim duvarı içinde yer alan ve büyük boyutlara ulaşan miyomlar da rahim yapısını bozarak benzer etkilere yol açabilir. Fallop tüplerine yakın bölgelerde gelişen miyomlar, tüplere baskı yaparak yumurtanın geçişini zorlaştırabilir. Rahmin dış yüzeyinde bulunan miyomlar ise genellikle doğurganlığı doğrudan etkilemez; ancak çok büyüdüklerinde çevre dokular üzerinde baskı oluşturarak dolaylı sorunlara neden olabilir. Bu nedenle, gebelik planlayan kadınların miyom varlığı açısından değerlendirilmesi ve düzenli doktor kontrolünde takip edilmesi büyük önem taşır.

Miyom Tedavisinde Hangi Yöntemler Tercih Edilir?

Miyom tedavisinde yaklaşım; hastanın şikâyetlerine, miyomun boyutuna, sayısına, yerleşim yerine ve hastanın yaşına göre belirlenir. İlaç tedavisi kapsamında hormonal düzenleyiciler veya kanama kontrolüne yönelik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedavilerin etkisi genellikle birkaç hafta içinde gözlemlenir. Cerrahi tedavi ise bazı hastalarda gerekli olabilir. Doğurganlığını korumak isteyen kadınlarda genellikle sadece miyomların çıkarıldığı myomektomi tercih edilir ve rahim korunur. Çok sayıda miyomu olan ve çocuk isteği bulunmayan, genellikle 40 yaş üzerindeki hastalarda ise rahmin tamamen alınması (histerektomi) gündeme gelebilir. Tedavi planı, hastanın beklentileri ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak hekimle birlikte belirlenir. Uygun tedavi sonrası hastalar çoğunlukla kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmektedir.

Diğer Haberler

Teklif Alın
Whatsapp Randevu Al Hemen Ara